Seni seviyorum. Ama bunu kanıtlamam. Çünkü sana bunu kanıtlarsam seni sevdiğimi bilirsin ama ben inanmanı isterim çünkü bilmek beyinle inanmak kalple..

Bazen dönüp gitmek gerekiyor. Bazen 3-5 gün ağlamayı göze alıp, daha uzun
süre ağlamaktan kurtulmak gerekiyor.
Sevilmediğini kabul etmelisin bazen.
İstenmediğini anlamalısın.
Senin sevdiğinin seni sevmek zorunda olmadığını bilmelisin.
Sana gösterilen bazı ”ilgi, sevgi” hareketlerinin gerçek olmadığını fark
etmelisin.
Sen de bazen yedek olabilirsin.
Sen de bazen ”sevgilin” sandığının vakit geçirdiği duraklardan biri olabilirsin.
Dikkat et bak: durak bile değilsin; duraklardan birisin…
Kabul et!
Aslında herkesten iyi senin bilmen lazım. Çünkü sen sevensin. Sen herkesten
iyi bilmelisin seven insanın, isteyen insanın neler yapabileceğini. Çünkü sen
yapıyorsun.
Seni görmek isteyen insanın istedikten sonra göreceğini bilmiyor musun sen?
Görmek için çaba harcayacağını anlayamadın mı daha? Hâlbuki sen bir sürü
çaba harcıyorsun görmek istediğin kişi için. O harcamıyor mu? Bırak o
zaman. Aptal mısın sen?
Bırak…
Ama’ların, belki’lerin mi var? Peki, o ”ama ve belki”lerle yaşlanmaya hazır
mısın?
Bazen ağzına bir parmak bal mı çalıyor? Dur, tahmin edeyim: her seferinde
hevesin kursağında kalıyor, değil mi?
Okyanus beklerken kaldırımın üzerindeki su birikintisi ile teselli buluyorsun,
değil mi?
Dur, savunmaya geçme; biliyorum senin okyanus kadar büyüğünü bile
beklemediğini. Sen dereye bile razısın ama şansına hep çamurlu su düşüyor.
Ama şansını kendin yaratıyorsun, unutma!
Kabul et ve düşün: seninle ne yaşadığını! Hangi zamanları sana ayırdığını
hatırlamaya çalış. O zamanlarda ne paylaştığını hemen hatırlama istersen
çünkü birden ağır gelebilir. Doz aşımı olur ve aniden çökebilirsin. Yavaş
yavaş gidelim…
Kabul et ve anla: senden hoşlanmıyor bile…
Biraz insaflı mı olayım? Peki, senin ona olan sevgin belki hoşuna gidiyordur
ama bu da en iyimser ihtimal.
Düşün ve anla: o senin sevgilin ama sen onun sevgilisi değilsin…
Yaşama artık gerçek olmayan bu aşkı…
Gerek yok…
Belirli birine hitap etmiyorum: sadece aşk yaşadığını sanan ve aslında sadece
vakit kaybedenlere sesleniyorum…
İlişki demek bu değil… Aşk ise asla böyle olmaz…
Aşk, paylaşmak demektir.
Aşk, gerçekten fedakârlık demektir.
Aşk, adalet demektir.
Aşk, sadece senin özlemen demek değildir. Bırak şimdi bana anlatma onun da
seni özlediği masalını. Devamında da ”şartlar müsait değil, çok yoğun” filan
mı diyeceksin? Peki, sen yiyor musun bu saçmalığı? Kendine bu kadar salak
olmayı yakıştırıyor musun? Ölüyor olması lazım bir insanın görmek istediği
birini görmek için, onunla vakit geçirmek için zaman yaratamıyor olması
için… Ölüyor mu sevgilin sandığın kişi? Farkında değil misin vakti
olduğunda senin yerine başkalarıyla vakit geçirdiğini? Niye yapıyorsun
kendine bunu? Saf mısın sen? Bu kadar mı açsın sevilmeye? Hâlbuki seni
seven birçok insan var. İki kişi sevmiyor seni! Biri o insan diğeri de sensin.
Sen, kendini sevmiyorsun. Çünkü kendini seven insan bu kadar küçülemez!
Toparla kendini ve şu andan itibaren ”hayali sevgilini” geride bırak.
Çünkü sen bu dünyadaki en değerli insansın.
Ve sen, senin değerini bilecek biriyle mutlu olmalısın…
Etrafına o enerjiyi ver.
Bırak…
İlişki sandığın şey boş vakitlerini, arkadaşlarıyla buluşacağa saate kadar olan
boşluğu, bazen en yakınındaki ev seninki olduğu için sende kaldığı zamanları
seninle geçiren kişiyle yaşanmaz…
Ya senin için ne yaptı o sevgilin sandığın kişi bugüne kadar?
Ne yaptı?
Hemen cevap veremediğine göre elle tutulur bir şey yapmamış…
Üzgünüm…
Biraz yüzüne vurmak gibi oldu ama seni sevmiyor.
Sen onun hayatında yoksun. En azından olmak istediğin anlamda yoksun.
Onun ihtiyacı olduğu anlamda varsındır belki, bilemiyorum.
Ama sen onun hayatının merkezi değilsin. Ve yine üzgünüm: değil merkez
olmak, kenarında bile değilsin bence…
Bırak…
Vazgeç…
Kimseye kendini sevdirmek zorunda değilsin…
Seni sevecek olan insan zaten sever… Sen önünde, arkasında koşmasan da
sever ama sen önce kendini sev…
Hadi yarından itibaren yeni bir hayata başla…
Bitir… Ya dalga geçmek gibi olacak ama aslında bitireceğin bir şey de yok.
Sadece senin ilişki sandığın bir durum var ortada, o kadar… Onu da
bitirdiğinden zaten kimsenin haberi olmayacak…
Kendine sahip çık şu andan itibaren…
Çaba olmadan, emek olmadan, neşe olmadan, fedakârlık olmadan sevginin
olmayacağını anla…
SEVİLMİYORSUN, KABUL ET!!!
Hadi bırak artık… Hem kendini hem de onu azat et bu saçmalıktan…
Güzel bir güne başla yarın…
Elbette üzüleceksin, ağlayacaksın ama sen zaten ağlıyorsun sürekli. Belki
gözyaşın akmıyor ama ağlıyorsun. Yüreğin hep acıyor. Senin ne hakkın var
yüreğini bu kadar acıtmaya?
Acıtma artık kendi canını…
Sal, gitsin!.